|
Alp ULAGAY
Türk voleybolu Bayan Milli
Takımı'nın Avrupa ikinciliğiyle bir ivme yakaladı. Bu ikincilik sayesinde
milliler kasım ayındaki Dünya Kupası'nda dünya devleriyle kozlarını
paylaşacak. Daha önce genç ve yıldız milli takımları ve birçok kulüp
takımını çalıştıran antrenör Nejat Sancak (40) da Türk voleybolunu Afrika'da
temsil ediyor.
Yunanistan ve Ukrayna'daki
çalışmalarından sonra geçen mayıs ayında Kenya Milli Takımı'yla anlaşan
Sancak yaz boyunca genç Kenyalılar'la çalıştı. Hatta onları kamp için
Türkiye'ye kadar getirdi. Sancak aynı zamanda uluslararası bir antrenör
eğitmeni. Şimdiki hedefi Kenya'yı olimpiyatlara hazırlamak. Eğer planları
tutarsa gelecek yıl Türk Milli Takımı'nı Nairobi'de ağırlayacak.
n Kenya Voleybol Federasyonu'ndan ilk teklifi ne zaman aldınız?
-Daha önce Afrika'da Mısır, Nijerya, Botsvana, Güney Afrika gibi
ülkelere antrenörlük kurslarına gitmiştim. Bu kurslardan beni tanıdıkları
için temasa geçtiler. Uluslararası Voleybol Federasyonu FIVB'nin onlara
önerdiği deneyimli birkaç kişi arasında ismimi vermiş. 2002'nin ocak ayında
İnterfarma Numune takımını çalıştırırken Kenya'dan teklif aldım. Ama şöyle
talihsiz bir durum yaşandı. Görüşmelerden sonraki nisan ayında bana teklifi
yapan federasyon başkanı öldü. Ülkedeki ilk demokratik genel seçimler
nedeniyle bir türlü yeni başkan atanamadı. Bu yüzden takımı geçen yılki
Dünya Şampiyonası'na götürme fırsatını kaçırdım.
n Kesin olarak ne zaman anlaştınız?
-Bu yılın mayıs ayında başkent Nairobi'ye uluslararası antrenörlük kursu
vermeye gittim. Yeni federasyon başkanıyla anlaşmaya vardık. Bu sefer nihai
hedefimiz 2004 olimpiyatları’ydı. Maddi zorluk yüzünden ABD'deki oyuncuları
getiremeyince ağustostaki Afrika Şampiyonası'nda Mısır'ın ardından ikinci
olduk. Bu yüzden kasım ayındaki Dünya Kupası fırsatını kaçırdık.
n Şimdi yeni bir kadroyla mı çalışıyorsunuz?
-Geçen yıl Dünya Şampiyonası için ellerinde deneyimli oyuncular vardı.
Bu oyuncuların çoğu şampiyona sonrası burs alıp ABD'ye gitti. Yeni milli
takım seçmesi için 30'un üzerinde oyuncu getirdiler. Daha önce milli takımda
oynamış birçok oyuncuyu eledik. Takımdaki statükoyu sarstık. Şimdi takımın
büyük bölümü 18 ila 25 yaşlarında. Birkaç tane de 30 yaşlarında tecrübeli
oyuncu var. Örneğin takım kaptanı Barasa Yunanistan'a transfer oldu. Yeni
planım şu: Oyuncuları belli bir seviyeye getirdikten sonra Türkiye ve
Yunanistan'daki üst düzey liglere göndermek. Buradan gelecek maddi katkıyla
da hem sporcuları motive etmek hem de takımın finansmanını sağlamak.
n Yaz aylarında takımı Türkiye'ye getirdiniz değil mi?
-Afrika Şampiyonası'ndan önce takımı üç haftalık bir kamp için
Türkiye'ye getirdim. Türk Milli Takımı'yla, genç milli takımla,
Kazakistan'la ve Fenerbahçe'yle 11 maç yaptık. Yeni ve tecrübesiz bir oyuncu
grubuyla çalışıyoruz.
ZAYIF TARAFLARI EZİKLİK DUYGUSU
n Kenya eski bir İngiliz sömürgesi. Kriket ve rugby oynanır ama voleybol da
nereden çıktı, diye soru takılıyor kafamıza?
-Voleybol 1958'de gelmiş Kenya'ya. Kenyalılar'ın karakterine gayet uygun
bir spor dalı. Çünkü pek kavgacı bir millet değiller. Ve Türkiye'deki gibi
kadınlarda birinci takım sporu. Atletizm genelde kısa boyluları seçtiği için
uzun boylular voleybola kalıyor. Siyah oldukları için fiziksel özelikleri
gelişmiş ama Batı Afrikalılar kadar uzun boylu insan yok. Sıçrama ve sürat
özellikleri gelişmiş. Dayanıklılıkları üst düzeyde. Kenya 600-2400 metre
rakımda bir plato olduğu için anaerobik kapasiteleri çok fazla. Yani anne
karnından özellikle akciğerler açısından dayanıklı olarak doğuyor. Zayıf
tarafları ise psikolojik eziklik. Kenya dünya voleyboluna çok uzak bir ülke.
Kaliteli takımlarla karşılaşma fırsatı bulamıyorlar. Afrika'dan
çıktıklarında bir anda çok güçlü takımlarla karşılaşıp eziliyorlar.
n Gelecek yıl için nasıl bir plan yaptınız?
-Olimpiyat öncesindeki dört aylık dönem için önerdiğim program kabul
edilirse ocak ayındaki olimpiyat elemelerinde takımın başında olacağım.
Yurtdışında kamp yapma imkanı bulmalıyız. Takımı Türkiye'ye ve Yunanistan'a
götürmek istiyorum. Haziran ayında da Türkiye'yi Kenya'da ağırlamak
istiyoruz. Elemeleri geçeriz ama sonrası önemli. Çünkü Atina'da çok güçlü
takımlarla oynayacağız. Orada değil maç kazanmak, mücadele bile edemeyiz.
Verdiğim hedefler içinde 24 takımın katılacağı 2006 Dünya Şampiyonası da
var. Takım gelecek hafta yardımcım David Nungaho yönetiminde Nijerya'daki
Afrika oyunlarına katılacak. Orada tecrübe kazanmaya çalışacaklar.
n Afrika'da voleybol seviyesi ne düzeyde?
-Bir gelişme var. Kamerun, Tunus, Cezayir, Seyşeller. Üç seneden beri
eskiden sömürgesi oldukları Fransa'dan spor konusunda mali yardım alıyorlar,
antrenör sağlıyorlar. Her milli takım Fransa'da bir ay kamp yapıyor. Fransa
beğendiği bazı oyuncuları vatandaş yapıyor.
BEYAZ ADAMI TURİST SANIYORLAR
n Takımla haziran ayında buluştunuz. Oyuncularla hemen bir intibak
sağlayabildiniz mi?
-Takımla iletişimde hiçbir zorluk yaşamadım. Oyuncularla İngilizce
konuşuyorum. Kendi aralarında yerel lisanları Svahili'yi de konuşuyorlar.
Svahilice'de bazı voleybol terimlerini öğrenmek zorunda kaldım. Bir de
kendilerine özgü garip bir voleybol terminolojisi geliştirmişler. Örneğin
pasöre ‘‘setter’’ yerine ‘‘booster’’ diyorlardı. Bunu uluslararası standarda
getirmeye çalışıyoruz.
n Beyaz bir antrenör takım içinde sorun yarattı mı?
-Tabii, ilk anda yadırgıyorlar. Uzun süre hep siyah antrenörlerle
çalışmışlar. Beyaz adam olarak kendinizi kabul ettirme süreniz var.
Kafalarında hep bir soru işaretiyle beyazlara ‘‘Bu da bizi sömürecek’’
mantığıyla bakıyorlar. Türk veya İngiliz diye bir ayrım yapmıyorlar.
n Kenya'daki yaşam şartlarına uyum sağlamakta zorluk çektiniz mi?
-İklim şartları açısından Türkiye'ye benziyor. Mayıs ve haziranda 20
derece civarında ideal bir sıcaklık var. Ama yazın 40 dereceye çıkıyor.
Gıdalar da Türkiye'dekine çok benziyor. Kuzu eti, dana eti ve tavuk eti çok
tüketiliyor. İnsanlar da sıcak kanlı ama çok fazla insan içine
karışamıyorsunuz. Gelir düzeyi düşük olduğu için hırsızlık tehlikesi var.
Hatıra eşya satılan bir pazara gittik. Alman antrenör arkadaşımızı herkes
çekiştiriyor. Korkudan pazarlık edemedi ve heykellere beş katı fiyat ödedi.
Beyaz adama turisttir ve buraya para harcamaya gelmiştir diye bakılıyor.
n Gittiğiniz ülkedeki sosyal yapıya uyum sağlamanın önemi var mı?
-Elbette. Bu biraz kendi şahsiyetinize de bağlı. Gittiğiniz ülkedeki
yapılanma çalışmanız ve sosyal uyumunuz da çok önemli. Sadece takım
çalıştırmakla kalmaz yöre insanıyla temas kurarsanız daha başarılı
olursunuz. Örneğin Dedeağaç'tayken Türk-Yunan yakınlaşmasında ismim geçti.
Türk basını Dedeağaç'a geldi. Türk topluluğu maçları seyretmeye geldi. İçe
kapanırsanız bu olaylardan uzak kalırsınız.
10 yıl önce ‘işimiz antrenörlük’ diyemezdik
On yıl önce, işim voleybol antrenörlüğü deyince ‘‘Asıl işiniz nedir’’
diye sorarlardı. O zaman zaten, işimiz voleybol antrenörlüğü, demeye
çekinirdik. Şu anda bunu daha rahat telaffuz edebiliyoruz. Diğer spor
dallarındaki antrenörler sayesinde de insanlar da profesyonel bir iş
olduğunu daha iyi anlıyorlar. Bundan 10 yıl önce voleybol antrenörlüğü bir
iş olarak algılanmıyordu. Bu iş yavaş yavaş profesyonelleşmeye başladı. Şu
an bize yetersiz gelen yarı profesyonel ortamı 10 yıl önce tahayyül bile
edemezdiniz. Hálá da tam anlaşılmış değil gibi. Zaten en büyük sıkıntı
burada. Bugünkü antrenörlükte işin yüzde 20'si teknik-taktiktir, geri kalan
yüzde 80'i organizasyon ve ana stratejinin çizilmesidir. Bu organizasyonu
yapmazsanız başarılı olmanız imkansiz. Bugün bir masör, diyetisyen, doktor
ve kondisyoner eşliğinde çalışmıyorsanız uzun vadeli başarı elde etmeniz
mümkün değil.
Türkiye'de sentetik zeminde oynadılar kendilerini yerden yere attılar
Dünyadaki voleybola göre bizim takımın fiziksel kalitesi yeterli değil.
Kenyata Üniversitesi'nde oyuncuların testlerini yaptırdık ve birçok
oyuncunun uygun mevkilerde oynamadıklarını gördük. Atletizm dışındaki bir
spor dalında ilk kez böyle testler yapılıyordu. Belli noktalarda eksikleri
giderdik. Ama federasyonun yapması gerekenler var. Örneğin lig maçları daha
çok açık sahada oynanıyor. Parke zemine alışık oyuncular Türkiye'deki kamp
sırasında sentetik (taraflex) zeminde kendilerini yerden yere attılar. Çünkü
sakatlanma riski yoktu. Türkiye'yle kıyaslarsanız imkanlar yeterli değil.
Ayrıca, modern ve süratli hücum setlerinin hiç kullanılmadığı klasik bir
voleybol oynanıyordu. Smaç servis gibi bazı yeni şeyler benimsettik. Oyunu
daha spektaküler hale getirmeye çalışıyoruz. Verdiğim kursa katılan 25
antrenör bu prensipleri tüm ülkeye yerleştirmeye çalışıyor.
YABANCI ANTRENÖRE KARŞI HER YERDE ÖNYARGI VARDIR ELİNİZİ SALLAYA SALLAYA
BİR ÜLKEYE GİDEMEZSİNİZ
n Birkaç aydır Kenya Milli Takımı'nı çalıştırıyorsunuz ama yurtdışı
bağlantılarınız yeni değil. Yurtdışında çalıştırıcılık serüveniniz nasıl
başladı?
-İlk eşim Victoria Sancak dolayısıyla 1991'de Ukrayna'ya Kent
Şekerlemeleri'nin genel müdürü olarak gittim. Ama voleybolla ilişkim hiç
kesilmedi. 1995 Avrupa Şampiyonası'nda Ukrayna Milli Takımı'nın menajeri
olarak görev yaptım. Şampiyonayı yedinci sırada bitirdik. Aynı yıl spor ağır
basınca kesin dönüş yaptım. Türkiye'de kısa bir süre Emlakbankası'yla
çalıştım. Bunu takiben Yeşilyurt ve Bursaspor'u çalıştırdım. Bursaspor'daki
bir yıldan sonra ise Yunanistan'a, Niki Dedeağaç takımını çalıştırmaya
gittim.
n Yunanistan'daki ilk antrenörlük deneyimine nasıl başladınız?
-1993'ten beri oyuncu menajerliği de yapıyorum. Niki Dedeağaç takımına
oyuncu bulmuştum. 1999-2000 sezonunun ortasında arayıp ‘‘Hem oyuncu hem
antrenör sıkıntımız var. İki yabancı alıp gelir misiniz’’ dediler. Ama
Bursaspor'la Yunanistan'a kampa gittiğimiz için antrenörlüğümü de
biliyorlardı. İlk devrenin sonuna doğru göreve başladım ve takımı ligde
tuttum. Ama maddi imkansızlıklar yüzünden takımı kapattılar. Tüm mali
desteği üstlenen kulüp başkanı Yunanistan'daki deprem sonrası hükümet
kendisine 500 milyarlık para cezası kesince finansörlüğü sürdüremedi.
n İki komşu ülkeyi karşılaştırmak daha kolaydır. Türkiye'de ve
Yunanistan'da antrenörlük yapmak arasında ne gibi farklılıklar var?
-Bu Türkiye'de de vardır: Yabancı antrenöre karşı sistem hemen savunmaya
geçer. Yerli antrenörler yabancı antrenöre karşı tavır alıp birbirleriyle
teknik bilgi alışverişine girerler. Bunu biz de yapıyorduk. Böyle üst düzey
bir lige giderken kuvvetli olmanız lazım. Ülke basınıyla, antrenörlerle,
hatta federasyonla, orada sizi tutunduracak birtakım bağlantılarınızın
bulunması gerekiyor. Öyle elinizi kolunuzu sallayarak yabancı ülkeye
gidemezsiniz. Federasyon başkanını tanımama, antrenör arkadaşlarıma rağmen
sıkıntılar yaşadım. |