"Altyapı taktiksiz"

Siteniz Mayın Tarlası, bundan böyle arasıra da olsa Türk Voleybolu'na hizmet vermiş isimlerle röpörtajlar yapıp, cesur sorulara açık yanıtlar alacak ve sizlere sunacak. İlk olarak Uluslararası Voleybol Ferderasyonu'nun (FİVB) eğitimcisi ve uluslararası lisanslı voleybolcu menajeri AVRASYA Derneği Başkanı Nejat Sancak ile başlıyoruz. Sancak'ın bir özelliği de gözünü budaktan sakınmaması. Biz sorduk, Nejak Sancak yanıtladı. Bu sitede yayınlanan yazı ve röpörtajların noktası ve virgülüne dokunmuyoruz. Çünkü hiz kimsenin emir komutası altında değiliz. Bir de önemli notu sunalım. Dünya Şampiyonası nedeniyle Filenin Sultanları'nın Coach'u Mehmet Bedestenlioğlu'nu sitemize konuk edecektik. Sorularımızı kendisine verdik. Ancak, Bedestenlioğlu gereken yerden izin alamadı ve "hayır" yanıtı bile veremedi.

MAYIN TARLASI: Türk Voleybolu'nda Türk antrenörlerinin yeri nedir?

NEJAT SANCAK: Türk voleybolunda; Türk Antrenörleri en önemli işleri ( Oyuncu keşfetme, oyuncu yetiştirme, idari işler, sponsor bulma, yerel otoritelerle ilişki vs. vs. ) yapmaktadırlar. Türk Voleybolunun problemi; kalifiye idarecileri kulüpler ve federasyon seviyesinde yetiştirememiş olmasıdır. Yönetimsel hataların Türk Voleyboluna vurduğu darbeler; Amatör ve voleybolun dışından gelen, spor temeli ve spor yöneticiliği formasyonu olmayan idareciler yüzünden en üst seviyede dahi yaşanmaktadır.

MT : VAD görevini yapıyor mu?

NEJAT SANCAK: Bana göre; kurucu üyesi bulunduğum VAD ; 1998 kongresinde çok ciddi yara aldı ve bu kongreden sonra etkinliğini yıldan yıla kaybetti ve kendini yenileyemedi. Günümüzde önemli olan; bir derneğin ya da kuruluşun; özellikle kurumsal kimliğini oluşturarak; sadece Türkiye ile değil; Dünya ile de bütünleşebilmesidir.

MT: Federasyon Türk antrenörlerine gereken desteği veriyor mu?

NEJAT SANCAK : Bence bu soruyu; Sn. Federasyon Başkanımız Erol Ünal Karabıyık beye sormanız lazım. Eğer onlar şu andaki verdikleri desteğin oranından memnunlarsa; o zaman sorun yok. Sn. Caner Açıkada yönetimindeki TVF eğitim kurulunun; Antrenör eğitim metodlarının modernizasyonu konusunda ciddi çabaları var olduğunu biliyorum. TVF nin düzenlediği kurslardan mezun olan yeni antrenörlerin saha başarısı ve aktif antrenör adedi bence her sene istatistiki verilerle kontrol edilirse; bu yeni eğitim modelinin ne ölçüde başarılı olduğunu bir kaç yıl içinde anlayabiliriz. Tabii ki TVF'nin de bu verileri kamuoyu ve Antrenör Dernekleri ile paylaşarak; daha iyiye el birliği ile nasıl gidebiliriz bunu değerlendirmesi lazım kanısındayım.

MT : Avrasya'nın faaliyetleri ne ölçüde yararlı?

NEJAT SANCAK: Avrasya Voleybol Antrenörleri Derneği; 2009'da kurulmuş bir dernektir. Amacımız; antrenör eğitimine katkıda bulunurken; bulunduğumuz uluslararası coğrafyada; Ülke Federasyonları ve Antrenör Dernekleri ile de üst düzeyde teknik bilgi alış verişini ve antrenör değişim programlarını gerçekleştirebilmek; olabildiğince Türk antrenörlerini de Uluslararası pazarlara açmaktır.

MT : Altyapı Adnan ve Mehmet'ten sonra ne alemde. Kulüplerin altyapı çalışmaları yeterli mi?

NEJAT SANCAK : TVF; Adnan Kıstak'ın YEŞİLYURT kulübü ile 1.inci ligde yaptığı işi; TVF Spor Lisesi takımları ile 2.nci ligde yapmaya çalışıyor. Rekabetten uzak bu sistemde oyuncunun çok fazla gelişemeyeceğine inanıyorum. Mehmet Bedestenlioğlu'nun görev yaptığı dönemde; Yıldız ve Genç Milli takımların Amerikan NCAA ligleri altyapısı olarak çalışıp sürekli bu lige oyuncu ürettiğini görüyoruz. A takım oyuncusu olarak çıkan tek oyuncu NAZ AYDEMİR. Zaten Türk Voleybolunun en büyük problemi de; star oyuncu çıkartamaması. Sn. Bedestenlioğlu; yıldız ve genç milli takımlarda maç kazanma kaygısıyla(sebepleri kendi açısından haklı olabilir) FATMA YILDIRIM, SERENAT YAZ gibi oyuncularla mücadele etmeyi tercih etmiş olabilir. Bu da; Türk Voleybolunun A takım perspektifli bir planı olmadığının açık bir göstergesidir. Kulüp altyapılarında da aynı sıkıntıları gözlemleyebiliriz. Ben; özellikle ERKEK altyapısının; kızlara göre göreceli olarak çok az katılım almasına rağmen özellikle fizik ve taktik bilgi olarak daha kaliteli oyuncular çıkardığını gözlemliyorum (Örnek: Burutay, Emre ve Serhat). Bunun da nedeninin Erkek Liginin kalitesi, Lig antrenörlerin kalitesi ve tatlı bir rekabet ortamında birbirleri ile sürekli görüş alışverişi içerisinde olmalarına bağlıyorum. Bayan Altyapılarının; özellikle TAKTİK açıdan çok yetersiz olduğunu söyleyebilirim.

MT : Gelen yabancı antrenörler yeterli mi?

NEJAT SANCAK: GLENN HOAG ; şu anda ligimizde görev yapan antrenörlerin en kalitelisi. ZE ROBERTO, MICIELI ve BEBETO'nun ne yapabileceklerini zaman gösterecek. PLAMEN KONSTANTINOV ise voleybolculuk kariyeri haricinde; SIFIR koçluk ve antrenörlük tecrübesi ile Ziraat Bankası'nı yönetmeye çalışıyor. Sezon sonunda Ziraatbank'ın derecesi bu yılkinin altında kalabilir.

MT : Yabancı ile Türk antrenörleri arasında diyalog var mı, olmalı mı?

NEJAT SANCAK: Limitli olarak bazı antrenörlerin arasında var. Bu diyalogları; biz Avrasya Antrenörler Derneği olarak çok önemsiyoruz ve olmalı. Fakat maalesef bu diyalogları; dalkavuklukla karıştıran arkadaşlarımız da mevcut.

MT : Erkek milli takımın başında yabancı, bayan milli takımının başında da Türk antrenör var. Hangisi doğru.

NEJAT SANCAK: Başarılı olan doğrudur. Dünya Şampiyonu RUSYA Bayan takımının antrenörü VLADIMIR KOUZOUTGIN'in yetişmesine Türkiye'nin yapmış olduğu katkıyı unutmayalım.

MT: Dünya voleybolu ile Türk Voleybolu arasında fark nereden kaynaklanıyor.

NEJAT SANCAK: Fark olduğunu düşünen komplekslidir. Bizim voleybolumuz organizasyon açısından ne kadar amatörse; Dünya voleybolu da o kadar amatör!

MT : Filenin Sultanları, Dünya Şampiyonası'nda 6. oldu. Biz mi çok iyiyiz, yoksa onlar mı durakladı veya geriledi.

NEJAT SANCAK: Dünya'daki ekonomik krizin etkileri voleybolu da etkilemiş durumda. Voleybol; özellikle extrem sporlar, doğa sporları, golf, tenis gibi ferdi sporların endüstrileşen dünyada insanların spora daha az zaman ayırması nedenleriyle artık daha az tercih ediliyor ve kan kaybediyor. Bu durumu özellikle gelişmiş ülkelerde görebiliyoruz. Bir çok Milli takım da; Jenerasyon değiştiriyorlar ya da bir çok sakatlıklar ve disiplin problemleri ile uğraşarak geldiler bu Dünya Şampiyonasına. Yine de bu durum kazanılan başarıyı gölgelemez. Türk Bayan Milli takımının 2011 Avrupa Şampiyonası ve 2012 Londra Olimpiyat elemelerinde alacağı derece; rahmetli DEĞER ERAYBAR'ın değimiyle; kazanılan başarının RASTLANTISAL olup olmadığını gösterecektir. Ayrıca; Türkiye hala NESLİHAN'ın alternatifini üretemedi. Allah göstermesin; NESLİHAN'ın her hangi bir nedenle sahneden çekilmesi durumunda; FIVB Dünya rankinginde bir anda; 25 inciliğe inebiliriz.

mayintarlasi.com

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Beyaz adamın kendini kabul ettirmesi uzun sürüyor

 
 

Türk voleybolu Bayan Milli Takımı'nın Avrupa ikinciliğiyle bir ivme yakaladı. Bu ikincilik sayesinde milliler kasım ayındaki Dünya Kupası'nda dünya devleriyle kozlarını paylaşacak. Daha önce genç ve yıldız milli takımları ve birçok kulüp takımını çalıştıran antrenör Nejat Sancak (40) da Türk voleybolunu Afrika'da temsil ediyor.

Yunanistan ve Ukrayna'daki çalışmalarından sonra geçen mayıs ayında Kenya Milli Takımı'yla anlaşan Sancak yaz boyunca genç Kenyalılar'la çalıştı. Hatta onları kamp için Türkiye'ye kadar getirdi. Sancak aynı zamanda uluslararası bir antrenör eğitmeni. Şimdiki hedefi Kenya'yı olimpiyatlara hazırlamak. Eğer planları tutarsa gelecek yıl Türk Milli Takımı'nı Nairobi'de ağırlayacak.

n Kenya Voleybol Federasyonu'ndan ilk teklifi ne zaman aldınız?

-Daha önce Afrika'da Mısır, Nijerya, Botsvana, Güney Afrika gibi ülkelere antrenörlük kurslarına gitmiştim. Bu kurslardan beni tanıdıkları için temasa geçtiler. Uluslararası Voleybol Federasyonu FIVB'nin onlara önerdiği deneyimli birkaç kişi arasında ismimi vermiş. 2002'nin ocak ayında İnterfarma Numune takımını çalıştırırken Kenya'dan teklif aldım. Ama şöyle talihsiz bir durum yaşandı. Görüşmelerden sonraki nisan ayında bana teklifi yapan federasyon başkanı öldü. Ülkedeki ilk demokratik genel seçimler nedeniyle bir türlü yeni başkan atanamadı. Bu yüzden takımı geçen yılki Dünya Şampiyonası'na götürme fırsatını kaçırdım.

n Kesin olarak ne zaman anlaştınız?

-Bu yılın mayıs ayında başkent Nairobi'ye uluslararası antrenörlük kursu vermeye gittim. Yeni federasyon başkanıyla anlaşmaya vardık. Bu sefer nihai hedefimiz 2004 olimpiyatları’ydı. Maddi zorluk yüzünden ABD'deki oyuncuları getiremeyince ağustostaki Afrika Şampiyonası'nda Mısır'ın ardından ikinci olduk. Bu yüzden kasım ayındaki Dünya Kupası fırsatını kaçırdık.

n Şimdi yeni bir kadroyla mı çalışıyorsunuz?

-Geçen yıl Dünya Şampiyonası için ellerinde deneyimli oyuncular vardı. Bu oyuncuların çoğu şampiyona sonrası burs alıp ABD'ye gitti. Yeni milli takım seçmesi için 30'un üzerinde oyuncu getirdiler. Daha önce milli takımda oynamış birçok oyuncuyu eledik. Takımdaki statükoyu sarstık. Şimdi takımın büyük bölümü 18 ila 25 yaşlarında. Birkaç tane de 30 yaşlarında tecrübeli oyuncu var. Örneğin takım kaptanı Barasa Yunanistan'a transfer oldu. Yeni planım şu: Oyuncuları belli bir seviyeye getirdikten sonra Türkiye ve Yunanistan'daki üst düzey liglere göndermek. Buradan gelecek maddi katkıyla da hem sporcuları motive etmek hem de takımın finansmanını sağlamak.

n Yaz aylarında takımı Türkiye'ye getirdiniz değil mi?

-Afrika Şampiyonası'ndan önce takımı üç haftalık bir kamp için Türkiye'ye getirdim. Türk Milli Takımı'yla, genç milli takımla, Kazakistan'la ve Fenerbahçe'yle 11 maç yaptık. Yeni ve tecrübesiz bir oyuncu grubuyla çalışıyoruz.

ZAYIF TARAFLARI EZİKLİK DUYGUSU

n Kenya eski bir İngiliz sömürgesi. Kriket ve rugby oynanır ama voleybol da nereden çıktı, diye soru takılıyor kafamıza?

-Voleybol 1958'de gelmiş Kenya'ya. Kenyalılar'ın karakterine gayet uygun bir spor dalı. Çünkü pek kavgacı bir millet değiller. Ve Türkiye'deki gibi kadınlarda birinci takım sporu. Atletizm genelde kısa boyluları seçtiği için uzun boylular voleybola kalıyor. Siyah oldukları için fiziksel özelikleri gelişmiş ama Batı Afrikalılar kadar uzun boylu insan yok. Sıçrama ve sürat özellikleri gelişmiş. Dayanıklılıkları üst düzeyde. Kenya 600-2400 metre rakımda bir plato olduğu için anaerobik kapasiteleri çok fazla. Yani anne karnından özellikle akciğerler açısından dayanıklı olarak doğuyor. Zayıf tarafları ise psikolojik eziklik. Kenya dünya voleyboluna çok uzak bir ülke. Kaliteli takımlarla karşılaşma fırsatı bulamıyorlar. Afrika'dan çıktıklarında bir anda çok güçlü takımlarla karşılaşıp eziliyorlar.

n Gelecek yıl için nasıl bir plan yaptınız?

-Olimpiyat öncesindeki dört aylık dönem için önerdiğim program kabul edilirse ocak ayındaki olimpiyat elemelerinde takımın başında olacağım. Yurtdışında kamp yapma imkanı bulmalıyız. Takımı Türkiye'ye ve Yunanistan'a götürmek istiyorum. Haziran ayında da Türkiye'yi Kenya'da ağırlamak istiyoruz. Elemeleri geçeriz ama sonrası önemli. Çünkü Atina'da çok güçlü takımlarla oynayacağız. Orada değil maç kazanmak, mücadele bile edemeyiz. Verdiğim hedefler içinde 24 takımın katılacağı 2006 Dünya Şampiyonası da var. Takım gelecek hafta yardımcım David Nungaho yönetiminde Nijerya'daki Afrika oyunlarına katılacak. Orada tecrübe kazanmaya çalışacaklar.

n Afrika'da voleybol seviyesi ne düzeyde?

-Bir gelişme var. Kamerun, Tunus, Cezayir, Seyşeller. Üç seneden beri eskiden sömürgesi oldukları Fransa'dan spor konusunda mali yardım alıyorlar, antrenör sağlıyorlar. Her milli takım Fransa'da bir ay kamp yapıyor. Fransa beğendiği bazı oyuncuları vatandaş yapıyor.

BEYAZ ADAMI TURİST SANIYORLAR

n Takımla haziran ayında buluştunuz. Oyuncularla hemen bir intibak sağlayabildiniz mi?

-Takımla iletişimde hiçbir zorluk yaşamadım. Oyuncularla İngilizce konuşuyorum. Kendi aralarında yerel lisanları Svahili'yi de konuşuyorlar. Svahilice'de bazı voleybol terimlerini öğrenmek zorunda kaldım. Bir de kendilerine özgü garip bir voleybol terminolojisi geliştirmişler. Örneğin pasöre ‘‘setter’’ yerine ‘‘booster’’ diyorlardı. Bunu uluslararası standarda getirmeye çalışıyoruz.

n Beyaz bir antrenör takım içinde sorun yarattı mı?

-Tabii, ilk anda yadırgıyorlar. Uzun süre hep siyah antrenörlerle çalışmışlar. Beyaz adam olarak kendinizi kabul ettirme süreniz var. Kafalarında hep bir soru işaretiyle beyazlara ‘‘Bu da bizi sömürecek’’ mantığıyla bakıyorlar. Türk veya İngiliz diye bir ayrım yapmıyorlar.

n Kenya'daki yaşam şartlarına uyum sağlamakta zorluk çektiniz mi?

-İklim şartları açısından Türkiye'ye benziyor. Mayıs ve haziranda 20 derece civarında ideal bir sıcaklık var. Ama yazın 40 dereceye çıkıyor. Gıdalar da Türkiye'dekine çok benziyor. Kuzu eti, dana eti ve tavuk eti çok tüketiliyor. İnsanlar da sıcak kanlı ama çok fazla insan içine karışamıyorsunuz. Gelir düzeyi düşük olduğu için hırsızlık tehlikesi var. Hatıra eşya satılan bir pazara gittik. Alman antrenör arkadaşımızı herkes çekiştiriyor. Korkudan pazarlık edemedi ve heykellere beş katı fiyat ödedi. Beyaz adama turisttir ve buraya para harcamaya gelmiştir diye bakılıyor.

n Gittiğiniz ülkedeki sosyal yapıya uyum sağlamanın önemi var mı?

-Elbette. Bu biraz kendi şahsiyetinize de bağlı. Gittiğiniz ülkedeki yapılanma çalışmanız ve sosyal uyumunuz da çok önemli. Sadece takım çalıştırmakla kalmaz yöre insanıyla temas kurarsanız daha başarılı olursunuz. Örneğin Dedeağaç'tayken Türk-Yunan yakınlaşmasında ismim geçti. Türk basını Dedeağaç'a geldi. Türk topluluğu maçları seyretmeye geldi. İçe kapanırsanız bu olaylardan uzak kalırsınız.

10 yıl önce ‘işimiz antrenörlük’ diyemezdik

On yıl önce, işim voleybol antrenörlüğü deyince ‘‘Asıl işiniz nedir’’ diye sorarlardı. O zaman zaten, işimiz voleybol antrenörlüğü, demeye çekinirdik. Şu anda bunu daha rahat telaffuz edebiliyoruz. Diğer spor dallarındaki antrenörler sayesinde de insanlar da profesyonel bir iş olduğunu daha iyi anlıyorlar. Bundan 10 yıl önce voleybol antrenörlüğü bir iş olarak algılanmıyordu. Bu iş yavaş yavaş profesyonelleşmeye başladı. Şu an bize yetersiz gelen yarı profesyonel ortamı 10 yıl önce tahayyül bile edemezdiniz. Hálá da tam anlaşılmış değil gibi. Zaten en büyük sıkıntı burada. Bugünkü antrenörlükte işin yüzde 20'si teknik-taktiktir, geri kalan yüzde 80'i organizasyon ve ana stratejinin çizilmesidir. Bu organizasyonu yapmazsanız başarılı olmanız imkansiz. Bugün bir masör, diyetisyen, doktor ve kondisyoner eşliğinde çalışmıyorsanız uzun vadeli başarı elde etmeniz mümkün değil.

Türkiye'de sentetik zeminde oynadılar kendilerini yerden yere attılar

Dünyadaki voleybola göre bizim takımın fiziksel kalitesi yeterli değil. Kenyata Üniversitesi'nde oyuncuların testlerini yaptırdık ve birçok oyuncunun uygun mevkilerde oynamadıklarını gördük. Atletizm dışındaki bir spor dalında ilk kez böyle testler yapılıyordu. Belli noktalarda eksikleri giderdik. Ama federasyonun yapması gerekenler var. Örneğin lig maçları daha çok açık sahada oynanıyor. Parke zemine alışık oyuncular Türkiye'deki kamp sırasında sentetik (taraflex) zeminde kendilerini yerden yere attılar. Çünkü sakatlanma riski yoktu. Türkiye'yle kıyaslarsanız imkanlar yeterli değil. Ayrıca, modern ve süratli hücum setlerinin hiç kullanılmadığı klasik bir voleybol oynanıyordu. Smaç servis gibi bazı yeni şeyler benimsettik. Oyunu daha spektaküler hale getirmeye çalışıyoruz. Verdiğim kursa katılan 25 antrenör bu prensipleri tüm ülkeye yerleştirmeye çalışıyor.

YABANCI ANTRENÖRE KARŞI HER YERDE ÖNYARGI VARDIR ELİNİZİ SALLAYA SALLAYA BİR ÜLKEYE GİDEMEZSİNİZ

n Birkaç aydır Kenya Milli Takımı'nı çalıştırıyorsunuz ama yurtdışı bağlantılarınız yeni değil. Yurtdışında çalıştırıcılık serüveniniz nasıl başladı?

-İlk eşim Victoria Sancak dolayısıyla 1991'de Ukrayna'ya Kent Şekerlemeleri'nin genel müdürü olarak gittim. Ama voleybolla ilişkim hiç kesilmedi. 1995 Avrupa Şampiyonası'nda Ukrayna Milli Takımı'nın menajeri olarak görev yaptım. Şampiyonayı yedinci sırada bitirdik. Aynı yıl spor ağır basınca kesin dönüş yaptım. Türkiye'de kısa bir süre Emlakbankası'yla çalıştım. Bunu takiben Yeşilyurt ve Bursaspor'u çalıştırdım. Bursaspor'daki bir yıldan sonra ise Yunanistan'a, Niki Dedeağaç takımını çalıştırmaya gittim.

n Yunanistan'daki ilk antrenörlük deneyimine nasıl başladınız?

-1993'ten beri oyuncu menajerliği de yapıyorum. Niki Dedeağaç takımına oyuncu bulmuştum. 1999-2000 sezonunun ortasında arayıp ‘‘Hem oyuncu hem antrenör sıkıntımız var. İki yabancı alıp gelir misiniz’’ dediler. Ama Bursaspor'la Yunanistan'a kampa gittiğimiz için antrenörlüğümü de biliyorlardı. İlk devrenin sonuna doğru göreve başladım ve takımı ligde tuttum. Ama maddi imkansızlıklar yüzünden takımı kapattılar. Tüm mali desteği üstlenen kulüp başkanı Yunanistan'daki deprem sonrası hükümet kendisine 500 milyarlık para cezası kesince finansörlüğü sürdüremedi.

n İki komşu ülkeyi karşılaştırmak daha kolaydır. Türkiye'de ve Yunanistan'da antrenörlük yapmak arasında ne gibi farklılıklar var?

-Bu Türkiye'de de vardır: Yabancı antrenöre karşı sistem hemen savunmaya geçer. Yerli antrenörler yabancı antrenöre karşı tavır alıp birbirleriyle teknik bilgi alışverişine girerler. Bunu biz de yapıyorduk. Böyle üst düzey bir lige giderken kuvvetli olmanız lazım. Ülke basınıyla, antrenörlerle, hatta federasyonla, orada sizi tutunduracak birtakım bağlantılarınızın bulunması gerekiyor. Öyle elinizi kolunuzu sallayarak yabancı ülkeye gidemezsiniz. Federasyon başkanını tanımama, antrenör arkadaşlarıma rağmen sıkıntılar yaşadım. 

Alp ULAGAY